Yurt dışı maceram

Uzak diyarlara gittim,geldim. Oraları hem gezdim hem de inceledim. Bilgi sığırcığım'a yeni bilgiler edindim. İnanır mısın Beynim resmen bilgi fışğırttı. Hepsini anlatacağım sizlere ama önce nazar duamı okiym . . Elemtere fiş kem gözlere şiş


Yunanistan'a gittim

Yunanistana gittim, geldim. Ne anılar, ne anılar ... Süper elit hayatıma da, bu yakışırdı beh. Muazzam anılar, engin bilgi sığırcığıma adeta fax makinesinden veri girişi gibi geçti. Hatta hiç unutmam "Ohh dünya varmış" demişliğim bile oldu. Sevinçten ağzım bir türlü kapanmıyordu, öyle ağzım açık, aralı-aralı geziniyordum. Şu an içinizde, büyük hasat ve imrenim fırtınası koptuğunun farkındayım. Sizler'i bilmem ama ben çoh kaliteli biri kişi olduğumdan dolayı, oraları artık görmüş, gezmiş ve de bitirip geri dönmüş birisiyim. Seviyem tavan yaptı, resmen kendimi Kaf Dağında hissediyorum.

Gidiş Yolum biraz arızalıydı
tekne-18.jpg

Nasıl gittiğimi soracak olursanız, söyliym. Kaçak yolla, bir tekne yardımıyla gittim. Kaçak kişilerle seyahat ettim. Her dalga oluştuğunda, tekne suyun dibine batıp çıkıyordu. Buna rağmen bana mısın demedim, serüven ruhum biran bile yığmadı. Şans-eseri, sağ kaldım diyebilirim. Her batışta, yanımdaki insanlar'a tutundum, omuzlarına çıkıp üstte kalmaya çalıştım, aynı zaman da onların da boğulmasına sebep oldum. Öyle hayatta kaldım, 3 kişiyi öyle defnettim de yolculuğu tamamladım. Yol boyunca sürekli nefesimi tutup tasaruflu nefes tüketiyordum.

Mücadele Yöntemleri
toilet-18.jpg

Ayağımı, toprağa basar basmaz derinden bir nefes alabildim. Peki şimdi ne yapacak, nasıl geçinecektim? Aklımda deli sorular vardı. Aniden, gözüme bir yer takıldı. Kim bilirdi ki o yer benim sığınacağım olacak idi. Evet, çok şanslıydım. Daha ilk günden iş bulmuştum.

İş sırasında pek dışarıya çıkamıyordum, 7-24 çalışıyordum. sürekli işle meşguldüm. İşten dışarı bir adım bile atamıyordum. Şimdi düşünüyorum da, dışarı çıkma fırsatını. memlekete döndüğüm gün yakalamıştım. Bey abi arkadaşlarım sağolsun, son an süprizi yapıp arabalarıyla beni epey bir gezdirmişlerdi.

Efendim Yurtdışında, tuvaletçi-başı çalışıyordum. Yani en başlarında ben duruyordum. En kötü tuvalet manzaralarıyla ben karşı-karşıya geliyordum. Gavur tuvaleti olduğundan bana kokusu bile bir başka geliyordu. Sanki gavurlar bizden farklı şey-ediyolardı, affedersin. İnanır mısın gecemi gündüzümü buranın tuvaletine vermiş idim. Sanki buraya bok temizlemeye gelmiş gibi hissediyordum. Bu bok kokusunun bir türlü azalmadığı bu hela da, gece uyuyor, gündüz saatlerinde çiş-kaka sesleriyle diksinerek, aniden uyanıyordum.

Zaman geçti yıprandım
police-car-18.jpg

Ne sosyetik bir hayatım var idi, bir görseniz. O helanın önünden ne lüks arabalar geçiyordu. Her onlara el salladığımda, bana anlamadığım parmak işareti gösteriyorlardı. Kaldırımlar da kimler kimler yürüyor idi. Yazık ki, bu elit hayatım kısa sürmüş idi. Ülkede bulunduğum son gün değerli bey abiler, kaçak çalıştığımı öğrenmiş ve beni yaka-paça tutup, polis arabasına atmışlardı. Polis arabasına zorla bindirdiklerinde, kafam arabanın kenarına çarptı. İşte o anda, tuvalet kokusunun etkisinden uyanmış olacaktım ki, "Oh dünya varmış be birader" dedim. Koku kafamı iyi etmiş idi. İlk defa dışarı çıkma fırsatı yakalamıştım. Etrafa baktığım da "ohh ne güzel" diyor, çevremdekilere sırıtıyordum. Yüzümde aptal gülüşü vardı. Sürekli sırıtıyor, ağzımı bir türlü kapatamıyordum. Araba camından çevreyi epey bir gördüm.

Ya işte nerden nereye, aa dostlar? Ne engin bilgiler, tecrübeler edindim de geldim. En çok edindiğim bilgi de, bu gavurlar yemeklerinde çok fazla domates tüketiyorlar. Bizzat gözlerimle şahit olmuştum. Hep domatesli zıçıyorlardı affedersin. Temizlemesi pek kolay olmuyor idi. Haa bir de o değilde, sanki yurtdışın'a domatesli bok temizlemeye gitmiş idim.Bu da böyle bir anı