yandex

Ulvi Sözlük

ulvi-sozluk-logo
 
 

Ulvi Vaka: Bülbül Misali

 ulvi vaka: bülbül misali

Abim iş bulabilecek miydi? Peki ya ben, anlaşmamız gereği, abim eve geri dönünceye dek yemek hazırlayabilecek miydim? Evde ne vardı? ne yoktu? Ben kimdim?

Ulvi Gıda: Abim Bülbül Misali Doyacak mı?

Bir çatı altında, abi kardeş yaşıyorduk. Bir anlaşma yapmıştık, abim dışarda işte çalışacaktı, ben de ev işlerini yapacaktım. Bu yüzden, abim iş aramak için sabah erkenden evden ayrılır, akşam geri dönerdi. Ben de, o eve dönünceye kadar elimden geldiğince yemeye birşeyler hazırlarım.
Bir sabah yine abim evden ayrılmıştı, öğleden sonra mutfağa girdim. Şimdiden akşam için birşeyler hazırlasam iyi olurdu. Sağa sola bakındım ama pişirecek hiçbirşey göremedim, yukarı aşağı bakındım, öyle de birşey yoktu. Of yine ne pişirebilirdim ki? Abim belki bugün iş bulacaktı ve eve dönünce bu müjdeli haberi bana verecekti. Bende yemek sofrasında ona en güzel yemeği sunacaktım. Bir kez daha ne pişirebilirim diye düşünüp durdum. Düşünmekten başım'a ağrılar girmişti. Çekmeceden aspirin aradım ama sanırım o da yoktu. Bir taraftanda muhabbet kuşumuz Suzi cik cik diye ötüp duruyordu. Baş ağrım arttı. Sinirle kuşun kafesine yaklaştım. -Seni serbest bırakmanın vakti geldi" dedim. Kafesinden çıkarır çıkarmaz diğer bir kafese, kazana attım. Onu pişirecektim. Bir ara kuşumuz Susiyle yaşadığımız o güzel anları göz önüne getirdim. Bu anıların hepsini, abimin midesine gömecektim.
Hava kararmıştı. Abim eve dönmüş, iş bulamamıştı yine. Bana -Var mı birşeyler yemeye? dediğinde , -tabi abi, sen sofraya geç." dedim. Pişirdiğim yemek kazanını, sofraya koydum, kaşıklarımızı daldırıp yemeye başladık. Sıcak çorba görünce abimin gözleri pırıl pırıl parladı. Sabah mutfakta birşey yoktu. O yüzden abim - Bu yemeğin parası nerden? diye sordu. Ama o kadar acıkmıştı ki, daha cevabını bile almadan, kurt gibi yemeye koyulmuştu. Buldk birşeyler dedim. Yiyip bitirdiğinde ne yediğini merak etti. -Bu yediğimiz neydi? diye sordu. Bu gereksiz soru karşısında ne diyeceğimi düşünürken duymamazlıktan gelip - Biraz daha çorbanın suyundan alırmısın ?" diye sordum. Redetti. Gözüme bakıp - Sana bir soru sordum, cevap verir ..." misin diye soracaktı ki, karşı sehpanın üzerindeki kafesi boş gördü. Herşeyin farkına vardı. Boynunu, bir mağdur gibi aşağı eğip -Bunu ona nasıl yaptın?" diye söylendi. Gözleri yaşardı. Onu böyle görünce ben de duygulandım. Teselli etmek için ayağa kalkıp omuzlarına dokundum - Abim, sen doydun mu? Ondan haber ver. Dilersen, kuşumuz Suzi için bir fatiha okuyalım. Ruhu şadlanır belki, onun sayesinde, karnın tok, sırtın pek" dedim. Abim, eliyle göz yaşlarını gizlerken, salonun penceresini açtı. Biraz hava aldı. Benim de moralim çok bozuldu, abimi teselli etmek için yanına gittim -Sıkma güzel canını be abi. O, bundan sonra hep içimizde yaşayacak. ... Tuvalete çıkmadığımız sürece tabi" dediğimde dediğimden utanıp abimin sert bakışlarına maruz kaldım. İkimizde susmuşken, birden Suzinin sesi yankılandı. Midemizde ötüyor sandığımda, abim yemek kazanın kapağını kaldırır kaldırmaz, Suzi kanat çırpıp can havliyle, abimin demin açtığı pencereden, canını zor kurtarıp uçtu. Ben ise - Abi tut, yarın ki akşam yemeği kaçıyor " deyip ardından baka kaldım.
07 Ocak, 2019
ulvivakaf3213.06.2018ulvi.jpg   ulvivaka
  Moderatör








FaceBook hesabınızla yorum yazabilirsiniz.
Lütfen Burayı Tıklayın


Disqus hesabınızla yorum yazabilirsiniz.
Lütfen Burayı Tıklayın